Çark, sert sesler çıkartarak bir diş boyu ilerledi. Bir kez ilerleyen çark geriye dönmez. Dünyanın kuralı bu.
1Q84 – Haruki Murakami
Kusursuz başlangıcı ararken boğuluyorum sanırım yazmamazlık içinde Altı ay önce son yazıyı paylaştığımdan beri -ki okuru kelime sayısının ellide biridir.- her gün yazmak için sömürülen kafam farklı yoğunluklara evrildi. Artık 23 olmuş, uzun zamandır çalışıyor olsam da tam zamanlı addedilen bir işe girmiş ve düşündüklerimden uzak kalmaya başladığım günlere girmişken kalemi aldım elime. -çoğunluğu klavye ile yazılıyor, stop.- Yaşantımın paylaşımlarımdan çok ondan arta kalanlar burayı besliyor. Ve hemen her yaşamaya çalışan insan gibi uzaklaştığım şey bu denli beni mutlu eden bir eylemken motivasyon kaybım kaçınılamazdı. Ve işte yeniden, yine her gün yazabilme umuduyla, daha sert bir başlangıcın ilk günündeyim. -üçüncü ilk.-
Öğrenim hayatımı bitmeyecek rutin olarak görmeye uzun zamandır devam etsem de eğitim alma konusunda okul ile bağımın kritik bir süreçte koptuğunu kavrıyorum artık. Yazdıklarım, söylemlerim ve eylemlerim ile öğrenciliğe uygun olduğum dönemden sorgulayan bir yapıya dönüş erken başlamış aslında. Lise sona doğru hayatımın gideceği yer okulun çevresi olmuş sınıftan daha çok. Ya da bir sahaf, fotoğrafa izin veren sokak, Sevgi Yolu ve yanında Karaca Sineması. Yahut biraz para kazanmak -o gün karın doyuracak kadar.- ve biraz da annemin “Aman o şakalara gülme, din üzerinden şaka mı olurmuş?” dediği gösterilerde kendime sebep bulmak için çalıştığım sahne. Tüm bunlar çarkın biraz da olsa dışında hissettiriyordu bu zamana kadar. -kendini kayırıyor paşam.- Elitize bir düşünce olmasa da çarkın içindeki yerim bozucu yahut devamlılığa bakan taraftaydı benim adıma. Bu denli içinde olduğumu fark etmenin hazin mesai başlangıcı. -evime yakıun, büyük kolaylık.-
Kapıların açılıp kapandığı, biraz benim zorla girdiğim biraz da özellikle alınmadığım imkanların içinde; çelimsiz gibi görünen maddi kaygıların ne denli etkili olduğunu da anlamaya başladım. -daha net.- Yaşıtlarımın kaygılarına paralel olan düşüncelerim artık çözüm yolu bulmak noktasında hep kendine dönmeye başladı. -bireycilik iyi yere gitmiyor.- Bu kaygıların yanında son aylarda yaşadığım yoğunluklar sona ermişken, mental rahatlama yaşayamadan yeni yoğunlukların eklenmesi de bu süreci tetikledi. Ömrüm için attığım adımların, tanıştığım insanlar ve aldığım kararların dönütü tatmin edici olsa da anda yaşanılan kaygıların önünde duran ufak dubalar var artık. -tatlı mı tatlı, senpatik.- Emeğimden çok saatimin satın alındığı hissine artık daha da yakınım. Direkt içinden, mesai sonrası hem de. Ücret karşılığı yapmak önemli değil aslında; ne ile ve kiminle o saatleri paylaştığın sorgulaması. -kime anlatıyorum ben!-
Ve işte tam da burada, adımlarım yeni bir ihtimaller yumağını da taşıyorken çarkın durmaması gerektiğini de anlıyorum. Neden bilmiyorum ama çark bana hep negatif düşünceleri getiriyordu, halen de öyle. Ve böyle baktığımda çarkın geriye dönmüyor oluşu daha anlamlı hale geliyor. İyi olanı, mutlu hatıraları yeniden yaşama isteğimizden çok bize kattıkları ile geride bırakmamız -en azından.- daha olsaıyken negatif eylemler ve anıların içinde boğulmaya daha yatkınız. Hoş, mutlu anıları sadece düşünmenin ve onlarla yaşamanın pozitif toksiklik olabilme gerçeği de var. -evet, iyi bir olasılık.- Fakat çarkın ne denli döndüğüne baktıkça dişlileri ve kendi varlığımı daha da çok düşünmeye başladım. -yeterince dolu değil kafam.- Bugün gerçekleşen her eylemin birbiriyle bağlantılı olduğu fikri -yahut gerçeği.- ile yaşamak mı yahut eylemlerin birbirine etkisinin sınırlı olduğuna inanmak mı? Basit bir sorgulama içinde, derine daha derine. -evet, altı ay olmuş hakikaten.-
Onların (sıradan insanların) zihninde kendi kendilerini devindirecek dişli çark eksiktir.
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar – Arthur Schopenhauer
Alıntıladığım her ifadeyi konuşmaya değer bulduğum için değil sorgulamaya değer bulduğum için ekliyorum. -bilgi için teşekkürler.- Onlardan biri olmadığımı düşündürten bir şey var mı diye sorguladım kendimi ilk okuduğumda. Daha doğru sorgulama için biraz geç kalsam da belirleyici olanın sıradan olanı bulmak olduğu netleşti sonrasında. Çünkü beni de yazmaya devindirecek mekanizma arada bir çalışıyor gibi bir süredir. Ya da düşündüğüm ama bir türlü başlayamadığım fikirlerin de içinde kalıyorum. Hiçbir şeyle uğraşmıyorken uzak kalmıyorum elbette bunlardan fakat eğer varsa sıradanlık onun içinde olmadığımızı gösteren ne? Hangi eylemimiz bizi sıradanlıktan çıakrtıp çarkın daha önemli dişlisi kılıyor? Yahut bir çark ekliyor zihnimize? -hiçbiri.-
Aktarmak istediğinin sadece eylemsizlik olmadğını anladıkça daha da derinleşip kendime dönmeme sebep oluyor aslında. Yanlışları görmek, kendini tanımak, gördüğü yanlışlara karşı çıkmak ve kendini tanıdıkça eylemlerini düzenlemek noktasında geri kalanları da kapsıyor. Bu çark ne değerli ki hem yaşamın içinde hem de bireyin zihninde bu kadar önemli bir yer ediyor? Ve kendi zihinlerine mikro çarklarını oluşturamamış kim(se)ler -bizler.- toplumun yürüttüğü yahut tıkadığı çarkın birer dişlisi olabiliyor mu? Soruların cevaplarını bulmaya geldiğim bir yazı olması umarken -yaşam için de aynısı geçerli.- daha fazla sorgulamaya itmesi de -yaşam için de..- çarkın yeni çalıştığını gösteriyor sanırım. Her alan ortaya çıkan yaşam olumlaması kavramı sıradan insanlar ifadesi ve eğer kapsadıkları varsa onlar için de gelmeli ki sınırları daha net belli olsun. Hepimiz azınlık olanlar için azınlık olmadıklarını, farklı olmadıklarını dile getirirken hemen her alanda biraz daha toleranslı davranılmasını istiyoruz neredeyse. Bu da çarkın bir başka dişlisi.
Günün sonunda harekete geçmiş çarkın izleri her zaman olumlu olmasa da, en kötü karar bazen kararsızlıktan daha iyi olmasa da eylemde olma fikrine daha çok yakınlaştırdı çark ve içinde yer alan almayan her şey. Biliyorum ki bir şeyleri somutlaştırmak basite kaçmak ve basitleştikçe sorgulamalar daha da çok artacak. Sorgulama bitmeyecek ve iyi insan kavramı da en çok sorgulanan şeylerden biri olmaya devam edecek. Bireyi eyleme başlatmak ya da eylemine devam ettirmek için o kadar çok çaba, söylem ve olay var ki insanın tğm bunlra rağmen eylemsiz olması; daha az sorgulayan ve düşünen olarak kalması işin trajikomik tarafı. Bazen çok yoğun görünenler aslında hiçbir şey yapmayabiliyor ve yine bazen hayatın tadını en iyi kendilerinin çıkardığını düşünüyorlar. -mutluluk cehalet.-
Çark döndükçe değerler ve duygular azalıp artar. Bir pırıl pırıl parlar, bir karanlığa gömülür. Fakat gerçek aşk, çarkın merkezinde kımıldamadan kalır.
1q84 – Haruki Murakami
Gelelim bu somutlaştırmanın en çok sorgulatan noktasına. -aşk değil elbette.- Yine bir gerçeklik ile var olan, hayatın içinde her duygunun değişkenliğini vurgulayan bir somutlama. Fakat asıl ilgi çekici kılan ve biraz da negatife çeken yanı -ki negatif hep ilgi çeker.- çarkın bir merkezi olduğu gerçeği. Yaşam devam eden süreç olarak işlemekteyken, günler akıp insanlar halen savaşa, cinayete kurban giderken çarkın merkezi yaşam olabilir mi? Yahut bireyin kendisi için oluşturulmuş bu somutlamada merkez insanın kendisi midir? Dişilerin kontrolü onda mıdır? Kırılgan olan yapısı varken insanın dişlilerin çarkı parçalaması mümkün mü? Ve eğer mümkünse -ki evet.- çark yeni dişliler üretebilir mi yoksa dağıldıktan sonra ortaya çıkan yeni bir çark ve daha sağlam dişliler mi? Boş sorgulamalar olabilir fakat çark somutlamasına bu kadar çok karşılaşmışken anlamlara bakmaya ayrıca dikkat eder oldum. “Öylesine yazmıştık zamanında.” cevabını alacak olsam dahi işte burada bugün sorgulamaya izin veren sözler oldular. -ki kutsallar bile izin vermiyorken.-
Çarkın içinde büyülü anlar da var. Geriye doğru döndürmese de durmasını sağlayan, biraz daha anda kılan gelişmeler de. -lirizme mi kayıyor?- Bunların içinde elbette alıntılarda ve somutlamalarda geçen duygular da yer alıyor. Yine önemlilerinden birinin de kişinin kendini oluşturma süreci olduğunu düşünüyorum. Birey olmaya çalışırken çekilen her zorluk -eğer ki varsa.- çarkın daha rahat hareket etmesine olanak sağlıyor. Günün aydınlığı herkes için nasıl değşiyorsa çarkın hareketi de o denli değişiyor kendini buldukça. -yahut aradıkça biraz.-
Çark dönüyor; değirmen taşları gıcırdayarak hareket ediyor. Fakat ortada un yok, çünkü kimse taşların üzerine tahıl atmıyor.
Beyaz Zamnbaklar Ülkesinde – Grigory Petrov
Gün başlıyor. Bitiyor. Çarkın Dişlisi için zor uyanış, alışkın değil güneşe. Henüz adını aldığı tarihi öğrenmemiş. Gerek görmüyor kısa ömrüne eklemeye. Yarın için henüz doğmamış olma beklentisi içinde. Çelimsiz bir hikayenin baş rolü olma gayretinde. Yüzünü dönmeden başladı küfre. Yorgunluğu dünden lakin doğmamıştı güneş beyninden. Her an uyanık, yorgun yüzünü görmekten. -piyes.-
Sonuçlar için adımlara; adımlar için de fikre ve uyanmaya. İhtiyaç listesi kabarık ve ömür pek çelimsiz karşısında. Markete girmeden tükenecek isteklerimiz. Yahut dolar yeniden yükselişe. -politik-a-.
Yeniden. Umutla, heyecanla. Yeni işte bir buçuk hafta bitti. Fotoğraf makinesi arızası sonrası yenisini alma umudu. Yeniden metin, yeniden seslendirme. Biraz okuma, az izleme. Yoğun bir süreç. -sözde hep yoğun.-
Vetabii bir şiir karalaması da aşağıda okunmak üzere hazır-nazır. Metnin başlığı ve nacizane sevdiği Çarkın Dişlisi-Avarakasnak da burada dinlenmek üzere. Dinlenir, ses olur. Yarına görüşme ümidiyle. Çarkın ince dişlisi olunuz. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Ol.
dostum! yeniden
elma, memur aşı yahut kuru
yeni henüz anne eli ve gayreti
yalnız uyku. kırılgan derecede ince
fikirleri, bağlanmış zihnine teneke.
yolunda zararlı kimseler, gökte
yasaklı anılar içinde yırtık
defteri.
gezi, karmaşa yahut tencere
çoğulun gerçeğine, ulaşılan dibin
hissedildiği nirvana. dumanla açılan
kuruyan gözlerinde melal. kapısında sürekli
değişen resimleri gelecek liderlerin. ulaşmak
için gereken tarihe
asırlar.
hücum, çağ yahut ölüm
zihnen soluksuz ilerliyor. gözleri sıcak
sanki güzelmiş. meydanları dolu
görmeden adımları seyrek. gökyüzü
sanki güzelmiş. çağrılmak üzre yanında beyaz,
çağırmak ücre kırmızı. adın ne? diyemeden
çağında
kaos.